Ekonomi dünyasının deneyimli isimleri Ekonomist Barış Esen ve Ekonomi Gazetesi Yazarı Hakan Güldağ, küresel ve ulusal ekonomideki son gelişmeleri değerlendirdi.Panel ilçe protokolü, çok sayıda oda üyesi ve davetlinin katılımıyla gerçekleştirildi. Panelde; küresel ekonomi, Türkiye ekonomisi ve önümüzdeki döneme ilişkin beklentiler kapsamlı şekilde ele alındı.
Ekonomi dünyasının deneyimli isimleri Ekonomist Barış Esen ve Ekonomi Gazetesi Yazarı Hakan Güldağ, küresel ve ulusal ekonomideki son gelişmeleri Orhangazili iş insanları için değerlendirdi.
Odamızda 5 Şubat Perşembe günü düzenlenen “2026 Gündem Ekonomi” paneli, ilçe protokolü, çok sayıda oda üyesi ve davetlinin katılımıyla gerçekleştirildi. Odamızın hizmet binasında yapılan panelde; küresel ekonomi, Türkiye ekonomisi ve önümüzdeki döneme ilişkin beklentiler kapsamlı şekilde ele alındı.
Orhangazi Ekonomisi Güçlü Yapısıyla Öne Çıkıyor
Panelin açılış konuşmasını yapan Yönetim Kurulu Başkanımız Erol Hatırlı, ilçe ekonomisine ilişkin önemli bilgiler paylaştı. Hatırlı konuşmasında; Orhangazi’nin otomotiv yan sanayi, makine, tekstil, motor yat, gıda ve madencilik sektörleri başta olmak üzere 54 ülkeye yaklaşık 1 milyar dolar ihracat yaptığını, 1.370 faal üyesiyle yaklaşık 20 bin kişiye istihdam sağlayan güçlü bir ekonomik yapıya sahip olduğunu vurguladı.
Hatırlı, panelde küresel gelişmelerin ekonomi üzerindeki etkilerinin, ABD ve diğer ülkelerin politikalarının yansımalarının ve ticari hayatın temel gündem başlıklarına ilişkin öngörülerin alanında uzman isimlerden dinlenmesinin son derece önemli olduğuna dikkat çekti.
Küresel Gelişmeler ve Jeopolitik Riskler Değerlendirildi
Ekonomist Barış Esen ve Hakan Güldağ, 2025 yılının genel bir değerlendirmesini yaptıktan sonra 2026 ve 2027 yıllarına ilişkin beklenti ve öngörülerini paylaştı. Son dönemde dünyada yaşanan savaşların ve jeopolitik gerilimlerin ekonomi üzerindeki etkilerine dikkat çeken konuşmacılar, küresel ölçekte yaşanan gelişmelerin piyasalar üzerinde belirleyici rol oynadığını ifade etti.
Suriye’de olumlu havanın artması, Rusya–Ukrayna Savaşı’nın sona erme ihtimali ve ABD–İran–İsrail hattındaki gelişmelerin, dünya ve Türkiye ekonomisi açısından yakından takip edilmesi gereken başlıca jeopolitik başlıklar olduğuna vurgu yapıldı. Bu bölgelerde yaşanabilecek olumlu gelişmelerin ardından oluşabilecek yatırım ortamlarının, Türkiye ekonomisine ve iş dünyasına canlılık kazandırabileceği belirtildi.
Altın, Gümüş ve Borsa İstanbul Değerlendirmesi
Değerli metaller ve finansal piyasalarla ilgili değerlendirmelerde bulunan Ekonomist Barış Esen, özellikle Çin ve Rusya’nın dolar karşısında alternatif bir ödeme sistemi olarak altını değerlendirmesi, ABD karşıtı ülkelerin de bu sisteme yönelmesi ve altının güvenli liman özelliği nedeniyle yatırım talebinin ciddi biçimde arttığını ifade etti.
Gümüşün ise ileri teknoloji ve sanayi üretiminde birçok alanda kullanılması sebebiyle talebinin hızla arttığını, bunun da fiyatlara yukarı yönlü etki yaptığını vurgulayan Esen, önümüzdeki dönemde altın ve gümüşte yükseliş eğiliminin devam edebileceğini belirtti.
Borsa İstanbul hakkında yapılan değerlendirmelerde ise, hem yurt içinde hem de küresel ölçekte ciddi bir olumsuzluk yaşanmaması halinde yükseliş eğiliminin sürebileceği ifade edildi.
Önümüzdeki süreçte gayrimenkul satışlarında artış yaşanabileceğine dair güçlü gözlemlerinin olduğunu belirten, Hakan Güldağ, olası faiz indirimleriyle birlikte altın ve vadeli mevduattan elde edilen gelirlerin gayrimenkul yatırımlarına yönlendirilebileceğini, bunun da konut ve ticari gayrimenkul satışlarını hareketlendirebileceğini ifade etti.
Teknoloji, Yapay Zekâ ve Üretim Vurgusu
Konuşmacılar, ticaretin her alanında teknolojinin artık vazgeçilmez hale geldiğini, katma değerli üretimin rekabet gücü açısından hayati önemde olduğunu vurguladı. Yapay zekâ alanında uluslararası şirketlerin yıllık yaklaşık 600 milyar dolarlık yatırım planlaması bulunduğu, bu rakamın önümüzdeki yıllarda daha da artmasının beklendiği belirtildi. İşletmelerin yapay zekâyı ticari faaliyetlerine entegre etmelerinin önemli bir avantaj sağlayacağı ifade edildi.
Türkiye ekonomisine ilişkin değerlendirmelerde ise, yıl sonu enflasyonunun %25 civarında gerçekleşebileceği, dolar kurunun ise 50–51 TL bandında oluşabileceği yönünde öngörüler paylaşıldı. Üretim alanında güçlü ve dinamik bir yapıya sahip olunduğu, pratik zekâya sahip iş dünyasının Türkiye’yi birçok ülkeye kıyasla avantajlı konuma taşıdığı; ancak bu yapının daha fazla desteklenmesi gerektiği vurgulandı.
Panelin soru-cevap bölümünde katılımcıların sorularını yanıtlayan Hakan Güldağ, Türkiye’nin üretimde Çin ile rekabet edebilirlik gücünün azalmasının önemli bir risk haline geldiğini ifade etti.
Barış Esen ise, nüfus yapısında hem eğitimde hem de iş hayatında yer almayan genç bir kitlenin giderek arttığını, kamuoyunda “ev genci” olarak tanımlanan bu durumun sessiz ancak ciddi bir risk oluşturduğunu belirtti. Ayrıca nüfusun giderek yaşlanmasının da dikkatle ele alınması gereken konular arasında yer aldığını dile getirdi.
Panel, konuşmacılara hediye takdim edilmesinin ardından sona erdi.